* PAPATYALARIM *

Ana Sayfa Profilim Arşiv




Hakkımda

canlarım sızlerı cok sevıyorum yagmurum cansum


Kategorilerim



Yazılarım

solunum yolu hastalıkları için
Ayrılık
yeni yıl hepimize sağlık mutluluk huzur sevgi barış getirsin
kurban bayramımız kutlu mutlu olsun
netten bebek örgüsü
bir fincan kahve olsam
baş ağrısı
çok güzeeeeel
bayatlamayan poğaça
yoğurt


Arkadaslarım

beyzaca
gulerresim
merali
edaca30
serpilinhobileri
serpil69
erbay2007
1964anne
dantela
ebrugiller
ezgim3
2meleklerim
drsalih
gonuldeneledokulenler
bilimax
1964annenintarifleri
zeyneplehersey


Bağlantılarım

* 1964anne
* ezgim3
* gulerresim
* mail


Zıyaretcıdefterım


Aslı Güngör-Kalp K...




Bannerim



dost sıteler



solunum yolu hastalıkları için

Solunum Yolu Hastalıklarını “Çinko” ile Yenin
Son yıllarda yapılan araştırmalar çocukluk çağı hastalıkları ile çinko eksikliği arasında bir bağlantı olduğunu ortaya koyuyor. Birçok çalışma, çinko verilmesinin çocuklarda sık görülen enfeksiyonlar ile ishalin önlenmesinde ve hatta tedavi edilmesindeki etkisini kanıtlıyor.

Kış aylarının gelmesiyle birlikte çocuklarda görülen üst solunum yolu enfeksiyonlarında da bir artış yaşanıyor. Nezle, grip, orta kulak iltihabı, rinit, sinüzit, bademcik iltihapları gibi üst solunum yolu hastalıkları bazen ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Yüksek ateşle ile de seyredebilen bu hastalıklara yakalanma riski hem çocukları, hem de anne ve babaları kış mevsimi boyunca tedirgin ediyor. Sadece solunum yolu enfeksiyonları değil ishal de çocukluk çağında en sık görülen ve çocuk sağlığını en fazla tehdit eden hastalıkların başında geliyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Amerikan Pediatri Akademisi Üyesi Dr. Hayriye Aygar, bu iki hastalıktan korunma noktasında yapılan araştırmaların ilginç bir sonucu ortaya koyduğunu belirterek şöyle devam ediyor: “Birçok çalışma çocukluk hastalıkları ve çinko eksikliği arasındaki ilişki olduğunu ortaya koyuyor. Çinkonun çocuklarda sık görülen enfeksiyonların ve diyarenin önlenmesinde etkin bir rolü olduğu kanıtlandı.”

Çinkonun Etkileri

Çinkonun, hücre için olmazsa olmaz bir metal olduğu biliniyor. Çinko eksikliğinde protein ve karbonhidrat metabolizması bozuluyor, büyüme geriliği, bağışıklık düşmesi, deri bozuklukları görülüyor. Gelişmekte olan ülkelerde besinsel çinko eksikliğine yaygın olarak rastlanıyor. Dr. Hayriye Aygar, çinko ve hastalıklar arasında ilişki olduğuna dair yapılan 17 çalışmanın olduğunu belirterek çalışmalarla ilgili şu bilgileri veriyor: “3 yaş üstü ve 5 yaş altı 3819 çocuğa en az 2 hafta süreyle çinko verildi. Araştırma sonucunda sağlıklı çocuklara verilen çinkonun ishalin oluşumunu ve sıklığını yüzde 14 azalttığı ve solunum yolu hastalıklarının oluşumunu yüzde 8 azalttığı tespit edildi. Dünyada her yıl 5 yaş altındaki çocuklarda 2 milyar epizod diyare ( ishal ) meydana gelmektedir. Çinko verilmesi ile her yıl 280 milyon vakanın engelleneceği tahmin edilmektedir. Her yıl 3.5 milyon çocuğun diyare veya solunum yolu hastalıklarından öldüğü göz önüne alınırsa en küçük iyileştirici etkilerin bile çocuk hastalık ve ölümlerini düşürmede önemli bir role sahip olduğu unutulmamalıdır.”

Üst Solunum Yolu Enfeksiyonları Hakkında

Dr. Hayriye Aygar, üst solunum yolu hastalıkları hakkında kısaca şu bilgileri veriyor.

Soğuk algınlığı: 6 yaş altında daha sık görülüyor. Çocuklar yılda 5-9 defa soğuk algınlığı geçirebiliyor. Öksürük hapşırma ile havaya yayılan damlacıkların solunum yolu ile alınmasıyla veya el teması ile oluyor. Burun akıntısı, hapşırık, hafif ateş, halsizlik, iştahsızlık, öksürük, gözlerde kızarıklık ile kendini gösteriyor.. Destekleyici semptomatik tedavi olarak ateş düşürücüler, tuzlu sulu burun damlaları, bol sıvı veriliyor.

Grip: Etkeni influenza virüsleridir. Öksürme hapşırma ile havaya yayılan damlacıkların solunum yolu ile alınmasıyla, insandan insana bulaşıyor. Ani başlayan yüksek ateş, üşüme titreme, baş ağrısı,halsizlik, kas ağrıları, balgamsız öksürük olur. Ateş düşürücü, burun açıcı öksürük ilaçları, bol sıvı ,dinlenme gibi destekleyici tedavi veriliyor.

Orta kulak iltihabı: ( Akut otitis media ): 0 - 2 yaş arasındaki 10 çocuktan 9’u en az 1 kez otite yakalanır. Çoğunlukla etkeni bakterilerdir. Ateş, huzursuzluk, baş ağrısı, halsizlik, kusma,öksürük, burun akıntısı, büyük çocuklarda kulak ağrısı, bebeklerde ağrıyan kulağın üstüne yatma, kafayı sallama, kulağa el ile basınç uygulandığında başını çekerek ağlama, kulak akıntısı belirtileridir. Antibiyotik tedavisi uygulanıyor.

Bademcik iltihabı ve farenjit: Sıklıkla 5-15 yaş grubunda gözleniyor. En önemli klinik bulgu boğaz ağrısıdır. Semptomlar ani olarak başlıyor. Baş ağrısı,bulantı,kusma,karın ağrısı bademciklerde şişme, kızarıklık görülüyor. Antibiyotik tedavisi uygulanıyor. (bebek.com)
<****** type=text/**********>


Tarih: 11:46, 9/1/2008 Kategori: bebek
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

Ayrılık

babannemi kaybettim sessiz sakin bizlere veda etti allahın rahmeti üzerine olsun babaannem

 

 

 

AYRILIK

Özlemi derinlemesine yaşamaktır ayrılık
Hüzünlerin kesiştiği uzak noktadır ayrılık

Hatırlanacak güzelliklerin belirsizliğinde
Geride ne bıraktığını bilememektir ayrılık

Sevda üstüne türküler hayal etmek
Söyleyecek söz bulamamaktır ayrılık

Bülbülün güle yanışını hissiz seyretmek
Nedenini bilmeden iç çekmektir ayrılık

Aynı hayat boyutunda yatay seyretmek ama
Hava boşluğunda gibi vurgun yemektir ayrılık

Kış gecesi ıssız sokakta üşürken
Yüreğinde çöl ateşini hissetmektir ayrılık

Bir gayeye yönelip doğru yolda yürürken
Nereye gittiğini bilememektir ayrılık

Eline kalem alıp şairlere özenmek
Gülmeye ya ağlamaya karar verememektir ayrılık

 

Mehmet Akif Çeçen

 


Tarih: 16:45, 7/1/2008 Kategori: siir
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

yeni yıl hepimize sağlık mutluluk huzur sevgi barış getirsin


Tarih: 14:21, 31/12/2007 Kategori: edebiyat
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

kurban bayramımız kutlu mutlu olsun


Tarih: 16:37, 19/12/2007 Kategori: siir
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı

netten bebek örgüsü


Tarih: 12:59, 16/12/2007 Kategori: orguler
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

bir fincan kahve olsam

Kahve Yararlı mı, Zararlı mı?

 

Kahve içmek pek çok kişi için büyük bir zevk ve vazgeçilmez bir alışkanlıktır. Ancak, zinde kalmak ve enerjimizi yüksek seviyede tutmak için hemen hemen her gün içtiğimiz kahvenin yararlarının yanında bir o kadarda ciddi zararları olduğunu unutmamak gerekir...

Kahvenin Zararları

Yüksek tansiyon: Yapılan araştırmalara göre, düzenli olarak günde 4-5 bardak kahve içenlerin kan basınçları, yani tansiyonları hızla yükseliyor. 

Kalp: Aşırı kahve tüketimi kalbin ritmini olumsuz yönde etkiliyor. Kahvenin içerdiği kafein fazla tüketildiğinde, kalpte ritim bozuklukları meydana gelebiliyor. Düzensiz kalp atışları ve kalp çarpıntısına neden olabiliyor. Bu nedenle özellikle kalp hastalarının sınırlı miktarda kahve içmeleri gerekiyor.

Mide: Kahve, ülseri tetikliyor ve midenin asit salgılamasını uyarıyor. Bu nedenle mide hastalarının günde 2 fincandan fazla kahve tüketmemeleri gerekiyor.

Şeker hastalığı: Yapılan araştırmalar, yemek zamanlarında yükselen kan şekeriyle birlikte tüketilen kahvenin şeker hastalığını olumsuz yönde etkilediğini ortaya koyuyortı. Uzmanlar şeker hastalarının da kahveyi sınırlı tüketmesini öneriyor.

Su kaybı: Uzmanların bir kısmı kahvenin vücutta sıvı kaybına neden olduğunu savunurken, bir kısmı da bu kaybın önemsiz derecede az olduğunu savunuyorlar. Fakat yine de ağır basan görüş diğer kafeinli içecekler gibi kahvenin de vücutta su kaybı yarattığı yönünde.

Doğurganlık: Günde üç fincan veya daha fazla kahve içmek, kadının doğurganlık oranını azaltıyor. Çünkü aşırı miktarda kafein tüketimi yumurtlamayı olumsuz etkiliyor. Yapılan araştırmalarda ise her gün düzenli olarak kahve içen erkeklerin içmeyenlere oranla daha güçlü spermleri olduğu kanıtlandı. Kafeinin spermin üzerinde uyarıcı etkisi olduğunu savunan uzmanlar, bunun merkezi sinir sisteminde de aynı etkiyi gösterdiğini iddia ediyorlar.

Hamilelik: Kafeinin anne karnındaki bebeğe zararlı olduğu biliniyor. Uzmanlar, hamile kadınların günlük kafein tüketme sınırlarının 300 mg ile sınıtlı kalması gerektiğini belirtiyor.

Kahvenin Faydaları

Kanser: Kahve, yeşil ve siyah çay gibi antioksidanlar içeriyor. Bu da kansere yol açan hücrelerin çoğalmasını engelliyor. Ayrıca, yapılan bir araştırmada, kahvenin ve egzersizin güneş ışınlarının neden olduğu cilt kanserinden koruduğu ortaya çıktı. Araştırmaya göre, fiziksel egzersizle birlikte ölçülü kahve tüketimi, güneşin ultraviyole B (UVB) ışınlarının yol açtığı kanserojen etkileri ortadan kaldırabiliyor.

Safra taşları: Kadın vücudu erkeğe kıyasla iki kat daha fazla safra taşı üretiyor. Günde dört bardak kahve içen kadınların içmeyenlere oranla yüzde 25 daha az safra taşından şikayet ettiği kanıtlandı.

Konsantrasyon: Kahve konsantrasyona yardımcı oluyor. Yapılan araştırmalarda, okul çağındaki çocukların az miktarda kahve ile süt içtiklerinde sabahki derslerinde daha başarılı oldukları görülüyor.

Parkinson: Yapılan bir araştırmada günde bir fincan kahve içen erkeklerin parkinson hastalığı riskinin yüzde 40’a varan oranlarda azaldığı ortaya çıkarıldı. Buna karşın, menopoz sonrası ostrojen terapisi gören kadınlarda kahve tüketimi Parkinson Hastalığı riskini artırıyor..

Karaciğer: Kahve tüketmek özellikle siroz yüzünden oluşan karaciğer kanseri riskinin azaltılmasına yardımcı oluyor. Düzenli kahve içenlerin siroz gibi karaciğer rahatsızlıklarından daha az şikayet ettiği görülüyor.(ailem.com)



Tarih: 18:40, 14/12/2007 Kategori: beslenme
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

baş ağrısı

Baş Ağrısı Günlüğü” Tutun...

Toplumun büyük kesiminde görülebilen baş ağrısı, insanların büyük çoğunluğunun hayatlarının değişik dönemlerinde karşılaştığı ve çare aradığı bir problemdir.
25 ile 55 yaş arasında daha sık görülen migren ağrısı yaşam kalitesini en sık etkileyen sorunlar arasında yer almaktadır. Türkiye’deki araştırmalar migrene bağlı iş gücü kaybının yılda ortalama 5 gün olduğunu göstermektedir.
İstanbul Özel Hizmet Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Çiğdem Türkmen migren, belirtileri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.
Migren, ataklar halinde gelen, 4-72 saat süren, tekrarlayıcı bir baş ağrısı tipidir. Baş ağrısı tipik olarak tek taraflıdır. Zonklayıcı özellik gösterir, orta-ağır şiddettedir. 
Yürümek, merdiven çıkmak gibi rutin fiziksel aktivite ile ağrı artış gösterebilir. Bulantı, kusma, ışığa veya sese karşı hassasiyet baş ağrısına eşlik edebilir.

Migren Kimlerde Daha Sık Görülür?

Migren en sık 25-55 yaş arası görülür. Kadınlarda erkeklerden daha sıktır; tüm hayatları boyunca kadınların yüzde 18’ini, erkeklerin yüzde 6’sını etkiler.

Migren Kişinin Hayatını Nasıl Etkiler?

Migren ağrısı kişinin normal aktivitelerini engelleyebilir, hem migren yakınması olan kişinin hem de yakınlarının yaşam kalitesini bozabilir. Migren ağrısı çeken kimi hastaların semptomları, günlük yaşantısını aksatacak kadar şiddetli olabilir. Kişiyi işine gitmekten ve günlük işlerini yapmaktan alıkoyabilir. Oysa migren tedavisi için kullanılmakta olan birçok ilaç vardır.

Migrene Neden Olan Faktörler

Migreni tetikleyen birçok faktör vardır bunlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Migrenin başlamasına sebep olabilen başlıca faktörler;

1) Stres:  Emosyonel olaylar migrenin başlamasında önemli role sahiptirler.
2) Hormonal Değişiklikler: Migrenli kadınların büyük bir kısmında ataklar adet döneminde sıklaşır ve şiddetleri artar. Bazı kadınlarda ise migren krizleri sadece adet dönemlerinde olur.
3) Beslenme ve Bazı İlaçlar: Çeşitli yiyecekler (eski peynir, çerez, çikolata, tütsülenmiş ya da salamura balık/et), içecekler  (kırmızı şarap gibi), çeşitli katkı maddeleri içeren yiyecekler (Sodyum nitrit; sosis, salam, işlenmiş etler. Monosodyum glutamat; çin yemekleri ve birçok restoran yemekleri. Aspartam; sakızlar, diyet içecekler. Tiramin; eski peynir, bakla, salamura edilmiş veya işlenmiş yiyecekler), çeşitli ilaçlar (doğum kontrol hapı gibi) ağrıyı tetikleyebilir.
4) Uyku: Fazla uyku ve uykusuzluk migren krizini başlatabilir.
5) İklim Değişiklikleri: Bazı migren hastaları iklim ve hava değişikliklerinden etkilenebilirler.
6) Kokular vs: Bazı ağır kokular migreni provoke edebilir, bu durumlardan kaçınılmalıdır.

Migren ataklarını diğer baş ağrılarından ayıran özellikler

1) Tedavi edilmediğinde ya da yetersiz tedavi uygulandığında 4-72 saat sürer.
2) Genellikle tek taraflı ağrı hissedilir.
3) Ağrı zonklayıcı özelliktedir.
4) Ağrı hareketle artma gösterebilir.
5) Ağrıya bulantı ve /veya kusma eşlik eder.
6) Işığa ve sese duyarlılık oluşur.

Aura Nedir?

Bazı kişilerde migren ağrısından önce genellikle 5-20 dakika içinde basamaklı olarak gelişen ve 60 dakikadan kısa süren bir aura dönemi olur. Aura parlak ışık çakmaları, titrek, renkli zikzak çizgiler, kör noktalar, bir tarafta görme kaybı gibi görsel değişiklikleri içerebilir. Aura ayrıca kollar veya bacaklarda karıncalanma ya da uyuşmayı veya baş dönmesini de içerebilir. Belirtilerinizin başka bir fiziksel sorundan değil migrenden kaynaklandığından emin olmak için, doktora gitmelisiniz. Belirtilerinizi gözden geçirdikten ve sizi muayene ettikten sonra doktorunuz migren olduğunuzu söyleyecek ya da diğer olasılıkları ekarte etmek için ileri testler isteyecektir.

Migren Nasıl Tedavi Edilir?

Günümüzde, devam eden araştırmalar sayesinde migren hakkında daha fazla şey bilinmekte ve migreni önlemek ya da tedavi etmek için daha fazla seçenek bulunmaktadır.
Nadir atak geçiren hastalar için sadece o anki ağrıya yönelik tedavi yapılması tercih edilirken,  sık atak geçiren (ayda 4 ve üzeri atak) migren hastaları için sıklıkla önleyici ilaç tedavisini tercih edilmektedir. Tedavi, hekimin önerdiği şekilde uygulanınca atakların sıklığı ve şiddeti belirgin olarak azalabilmektedir. Ayrıca migrenin ilaç dışı tedavi yolları da ilaç tedavisine destek olarak kullanılmaktadır. Migren tanısı mutlaka nöroloji uzmanı tarafından konur. Baş ağrısına sebep olabilecek birçok neden olabileceği ve bunların bir kısmının tehlikeli olabileceği unutulmamalıdır. Unutulmamalıdır ki migren tedavisi olan bir hastalıktır.

Migren Hastalarına Tavsiyeler

Migreninizi hangi faktörlerin tetiklediğini bilmeniz önemlidir. Bunun için atak geldiği sırada neler yiyip içtiğinizi düşünebilirsiniz. Bunun için baş ağrısı günlüğü tutmak uygun olabilir.
Bu günlükte, "olası tetikleyiciler" kısmına en son aktivitelerinizi, diyet, stres ve ilaçları yazın. Bunlar sizin neyin migrene yol açtığını anlamanıza yardım edecektir. Böylece hem nelerden uzak durmanız gerektiğini görür, hem de bu günlüğü doktorunuza gösterebilirsiniz.


Mini Test - Baş Ağrınız Migren Olabilir mi?

- Baş ağrınız çalışabilmenizi ya da hayattan zevk alabilmenizi kısıtlıyor mu?
- Baş ağrılarınız hakkında uzman bir hekimle konuşmak ister misiniz?

Bu sorulardan en az birine yanıtınız evet ise aşağıdaki testi cevaplayınız.

Son üç ay içinde, baş ağrılarınız sırasında aşağıdakileri yaşadınız mı?

1. Midenizde bulantı veya rahatsızlık hissettiniz mi?

A) Evet
B) Hayır

2. Işık sizi rahatsız etti mi?

A) Evet
B) Hayır

3. Baş ağrılarınız çalışabilmenizi ya da istediklerinizi yapabilmenizi en az bir gün kısıtladı mı?

A) Evet
B) Hayır

Değerlendirme: 3 sorudan en az 2’sinin yanıtı evet ise baş ağrılarınızın sebebi büyük olasılıkla migren olabilir.(ailem.com)


Tarih: 18:37, 14/12/2007
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

çok güzeeeeel

"Bebeğimi görebilirmiyim?" dedi yeni anne. Kucağına yumuşak bir bohça verildi. Mutlu anne, bebeğinin minik yüzünü görmek için kundağını açtı ve şaşkınlıktan adeta nutku tutuldu!

Anne ve bebeğini seyreden doktor hızla arkasını döndü ve camdan bakmaya başladı. Bebeğin kulakları yoktu...

Muayenelerde, bebeğin duyma yetisinin etkilenmediği, sadece görünüşü bozan bir kulak yoksunluğu olduğu ortaya çıktı. Arada yıllar geçti, çocuk büyüdü ve okula başladı. Birgün okul dönüşü eve koşarak geldi ve kendisini annesinin kollarına attı. Hıçkırarak ağlıyordu...

Bu onun yaşadığı ilk büyük hayal kırıklığıydı; ağlaması devam ederken annesine: "bugün okulda arkadaşlarım bana ucube dedi..."

Küçük çocuk bu kadersizliği ile büyüdü. Arkadaşları tarafından seviliyordu ve oldukça başarılı bir öğrenciydi. Sınıf başkanı bile olabilirdi, eğer insanların arasına karışabilmiş biri olsaydı. Annesi, her zaman ona "insanların arasına karışmalısın!" diyordu, ancak aynı zamanda yüreğinde derin bir acıma ve şefkat hissediyordu.

Delikanlının babası, aile doktoru ile oğlunun sorunu hakkında görüştü; "Hiçbirşey yapılamaz mı?" diye sordu. Doktor "eğer bir çift kulak bulunabilirse, organ nakli yapılabilir" dedi. Böylece genç biri için kulaklarını feda edebilecek biri aranmaya başlandı. iki yıl geçti bir gün babası "hastaneye gidiyorsun oğlum, annen ve ben sana kulaklarını verecek birini bulduk ancak unutma bu bir sır" dedi.

Operasyon çok başarılı geçti ve adeta yeni bir insan yaratıldı. Yeni görünümüyle psikolojiside düzelen genç, okulda ve sosyal hayatında büyük başarılar elde etti. Daha sonra evlendi ve diplomat oldu.

Yıllar geçmişti, birgün babasına gidip sordu: "Bilmek zorundayım, bana bu kadar büyük bir iyilik yapan kişi kim? Ben o insan için hiçbirşey yapamadım..."

"Birşey yapabileceğini sanmıyorum..." dedi babası, "fakat anlaşma kesin, şu an öğrenemezsin, henüz değil..."

Bu derin sır yıllar boyu gizlendi. Ancak birgün açığa çıkma zamanı geldi...
Hayatının en karanlık günlerinden birinde annesinin vefat haberini aldı ve hemen onun yanına koştu. Annesinin cenazesi başında babasıyla birlikte bekliyordu. Babası yavaşca annesinin başına elini uzattı; kızıl kahverengi saçlarını elleriyle geriye doğru itti; annesinin kulakları yoktu. "Annen hiçbir zaman saçını kestirmek zorunda kalmadığı için çok mutlu oldu" diye fısıldadı babası...

"Ve hiç kimse, annenin daha az güzel olduğunu düşünmedi dimi?"


Annelerimize Değer Verelim 

 


Tarih: 16:26, 7/12/2007 Kategori: edebiyat
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

bayatlamayan poğaça

bayatlamayan poğaça 

1 subardağı süt
1subardağı sıvıyağ
1 şişe maden suyu
1 çorba kaşığı kuru maya
3 çorba kaşığı şeker
alabildiğince un(3-3,5 subardağı kadar oluyor
hepsini karıştırp hamru bir poşete sarıp kabarmasını bekleyi sonra şekil verip biraz da tepside kabarmasını beklyin sonra yumurta sarısını sürüp 200 derecede kızarana dek pişirin,
Afiyet olsun (üye olduğum bir siteden aldım bu tarifi denemedim ama)


Tarih: 15:36, 7/12/2007 Kategori: yemek
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

yoğurt

Yoğurdu Tek Başına Yiyin!

 

Uzmanlar uyarıyor; "Yoğurt bazı yemeklerin besin değerini öldürebiliyor!" Bu nedenle yoğurdun genellikle gece yatmadan önce tek başına yenmesi gerektiğini belirten uzmanlar, bazı yemeklerin vazgeçilmezleri arasında bulunan yoğurdun, bu yemeklerdeki besin değerlerinin bağırsaktan emilimini engellediğine dikkat çekiyor.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Sağlık Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Günhan Erdem, yoğurdun, bazı yemeklerin besin değerini öldürdüğünü, bu nedenle de gece yatmadan önce kendi başına alınmasının daha sağlıklı olacağını söyledi.
Prof. Dr. Erdem,  bazı yemeklerin yanında yoğurt yemenin Türk mutfağının vazgeçilmez özelliği olduğunu; bio teknolojik bir ürün olan yoğurdun, vücuda çok faydalı antibiyotikler, vitaminler ve kimyasal maddeler içerdiğini söyledi.
Yoğurdun sindirim sistemini düzenleyici bazı mikroorganizmaları da barındırdığına işaret eden Prof. Dr. Erdem, “Yoğurdun içindeki bazı kimyasallar, bazı organizmaların üreyebilmesine engel vermeyen kimyasallardır. Yani yoğurdu mayalayan organizma, aslında başka organizmaların üremesini engellemek adına bazı maddeler salar. Biz yoğurdu yediğimiz zaman o maddelerden yararlanabiliyoruz” dedi.

Yatmadan Önce Tüketin...

Prof. Dr. Erdem, bazı yemeklerin vazgeçilmezleri arasında bulunan yoğurdun, bu yemeklerdeki besin değerlerinin bağırsaktan emilimini engellediğine dikkati çekerek, “Alışkanlık olarak yemekle birlikte yenen yoğurt, bazı yemeklerin besin değerini olumsuz etkileyebiliyor. Yoğurt, etrafında bazı organizmaların büyümesini engelleyebilmek için onların büyümesini sağlayan gerekli bir takım maddeleri ortadan kaldırabilir. Mesela demiri bağlaması gibi” diye konuştu.
Prof. Dr. Erdem, yoğurdun içindeki vitamin ve minerallerin faydasının görülebilmesi için ana yemeği yedikten bir iki saat sonra, yani yatmadan önce kendi başına bir besin maddesi olarak alınması gerektiğini kaydetti(ailem.com)


Tarih: 18:40, 29/11/2007 Kategori: beslenme
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı
<- Sonraki Sayfa ->



BLOG DESİNG BY EDACA30